Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Malatya Milletvekili ve MYK Üyesi Mehmet Fendoğlu, TBMM’deki konuşmasında, tütün yasasının 31 Aralık 2023’e kadar ertelenmesini istedi.

MHP Malatya Milletvekili ve MYK Üyesi Mehmet Fendoğlu, 2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi görüşmelerinin 4. turunda Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı kurumların bütçesi üzerinde yapmış olduğu konuşmada, tütün üreticilerinin sorunlarını dile getirdi.

Fendoğlu, sarmalık kıyılmış tütün üretiminin 200 yıllık bir geçmişe sahip olduğunu belirterek, tütün üreten çiftçilerin mağduriyetlerinin giderilmesi için,

yasanın 31 Aralık 2023’e kadar ertelenmesini, butik satış sisteminin düzenlenmesini, ekilen arazilerin kayıt altına alınması gibi bir çok düzenlemeyi içeren raporu genel kurulda dile getirerek, Tarım ve Orman Bakanına ileteceklerini vurguladı.

Fendoğlu, üreticilerinden aldığı sorunları, talepleri Tarım ve Orman Bakanlığı’ndaki uzmanlarla birlikte bir araya gelerek bir rapor hazırlandığını, o raporu Tarım ve Orman Bakanına sunacağını belirtti.

Fendoğlu, “Geçen ay içerisinde, bilge liderimiz, Genel Başkanımızın talimatıyla, "Adım adım 2023, il il Anadolu" temalı ziyaretlerde bulunmak üzere Milliyetçi Hareket Partisi grubu olarak Anadolu’ya yayıldık. Bu süre içerisinde ben de arkadaşlarımla beraber Malatya, Elâzığ, Siirt, Bitlis, Muş, Tatvan, Van, Urfa ve Adıyaman illerinde bulundum. Bu bulunduğum iller içerisinde çiftçimizle, köylümüzle, STK’lerimizle toplantı yaptık. Burada, özellikle de üreticilerimizden aldığımız sorunları, talepleri Tarım Bakanlığımızdaki uzmanlarımızla birlikte bir araya gelerek bir rapor hazırladık -fakat bu rapor uzun olduğu için on dakikaya sığdırmak zorundayım ama konuşmamdan sonra o raporu Tarım Bakanımıza ileteceğim- çiftçilerimizin ortak sorunları var ki bu girdi maliyetlerinin yüksek olmasından dolayı ve bu ziyaret ettiğim iller içerisinde hepsinin de ortak bir ürünü var; Siirt’in, Muş’un, Bitlis’in, Tatvan’ın, Urfa’nın, Adıyaman ve Malatya’nın tütün... Tütün mevzusuyla ilgili çıkarmış olduğumuz özeti huzurlarınızda okuyacağım: Dünyada tütün üretimi hâlen çok büyük bir ekonomik değer teşkil etmekte olup tütün üretimi işlenmesi ve satışı çok büyük ölçüde sanayileşmiş ve uluslararası şirketler eliyle yapılmaktadır” ifadelerini kullandı.

Tek başına sarmalık olarak içilen, sarmalık kıyılmış tütün üretiminin ise geleneksel bir üretim olup Adıyaman, Malatya, Siirt, Bitlis ve Muş illerinde dar gelirli 250 bin kadar kişinin geçim kaynağı olduğuna dikkat çeken Fendoğlu, “Tek başına sarmalık olarak içilen, sarmalık kıyılmış tütün üretimi ise geleneksel bir üretim olup Adıyaman, Malatya, Siirt, Bitlis ve Muş illerinde dar gelirli 250 bin kadar kişinin geçim kaynağıdır. Geniş alan üretimi olmayan, fabrikalarda işlenmeyen ve yine dar gelirli tüketiciye erişen bu ürün, geleneksel birçok tarım ürünü gibi kayıt altına alınmadığında "kaçak tütün" olarak tarif edilmektedir. Aslında yerli olarak üretilen ancak vergilendirilmediği için bu şekilde adlandırılan bu tütün üreticileri gerçekte bir kaçakçılık faaliyeti yapmamaktadır. Bu üretimin kayıt altına alınması ve vergilendirilmesi amacıyla yapılan düzenlemeler neticesinde üreticilerin kooperatifleşmesi ve sarmalık kıyılmış tütünlerin yüzde 40 ÖTV, artı, yüzde 18 KDV’yle vergilendirilerek piyasaya arzı düzenlenmiştir. Ancak bu yasal düzenlemeler esnasında yerel üreticiyle uluslararası tütün ürünü satan firmalar aynı statüde değerlendirilmiştir. Gelinen noktada sadece küçük bir bölgede üretilen şark tipi tütünlerle fabrikalarda işlenen tütünlerin tamamı sarmalık kıyılmış tütün olarak kabul edilmiştir. Yapılan son yasal düzenlemelerle yerel ölçekte üretim yapan ve kooperatifleşen üreticilere bazı belge, bedel indirimleri getirilmiş olmakla birlikte, vergiler endüstriyel yani fabrika üretimiyle aynı tutulmuştur, dahası yerel üretim için hiçbir dağıtım ağı ve satış usulü belirlenmemiştir yani yerel ürünün piyasaya nasıl arz edileceği düzenlenmemiştir. Bu durumda üreticiler kooperatifleşse bile, büyük şirketlerin dağıtım, pazarlama ve lojistik ağıyla rekabet edemeyecektir” şeklinde konuştu.

Yasanın yürürlüğe girmesinin 31 Aralık 2021 tarihine kadar ertelenmiş olduğu halde, üreticilerin kooperatifleşme, ürün üretme ve piyasaya arz etme sürecini işletemediklerini sahada bizzat gördüğüne işaret eden Fendoğlu, “Mevcut yasal statüyle bunun yapılamayacağı öngörülmüştür. Konunun sosyal önemine binaen, acilen değerlendirilmesi ve özellikle butik satış fikrinin değerlendirilmesi ve yasanın tüm hükümleriyle 31 Aralık 2023 tarihi sonuna kadar ertelenmesi son derece önemlidir. Ekilen arazilerin kayıt altına alınarak arazi vergisi alınması ve sadece buralarda üretilen tütünler için butik satış sisteminin düzenlenmesi önerilmektedir. Böylece üreticiler kooperatif veya aile işletmecisi ya da şirket kurarak klasik usulde işledikleri ürünü Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurulunun izin verdiği perakende satış ortaklarında satabilecek ve üretim kayıt altına alındığı gibi vergilendirilebilecektir de. Aksi hâlde, büyük geçim sorunu yaşayan, marjinal tarım alanlarında küçük aile işletmeciliği yapan veya ticaretiyle uğraşan yaklaşık 35 bin aile ve 250 bin kişi büyük bir mağduriyet yaşayacaktır.

Ülkemizde Adıyaman, Malatya, Muş, Bitlis ve Siirt illerinin belirli ilçelerinde böyle bir üretim vardır. Bu üretim çok küçük ölçekli olup en fazla yıllık 30 bin ton civarındadır. Ülkemizin yıllık 1,5-2 milyon tonluk tütün ve tütün mamulü tüketimi içinde yüzde 1,5-2 oranında son derece küçük bir yer tutan -30 bin tonun- bu üretimin sanayi tipi üretim gibi düzenlenmesi, yönetilmesi mümkün ve pratik değildir. Bu düzenlemeyle, üretimle geçinen yaklaşık 25 bin, işleme ve satışıyla geçinen yaklaşık 10 bin aile olmak üzere 250 bin kişi kırsal alanda, marjinal tarım topraklarında ve son derece zayıf sosyo ekonomik şartlarda yaşamaktadır” dedi.