Adana - 2020 yılında kendisini zorla fuhuş yaptırmak isteyen kocasını silahla vurarak öldüren Çilem Doğan'ın Yargıtay'da bulunan dosyası onandı. Yerel mahkeme Doğan'ın kasten öldürme suçundan 15 yıla mahkum etmişti. Çilem Doğan yeniden ceza evine girecek.

ZORLA FUHUŞA SÜRÜKLEDİ

İddiasına göre Adana'da yaşayan Çilem Doğan kendisini başka erkeklere fuhuş yaptırmaya çalışan eşini silahla vurarak öldüren Çilem Doğan mahkemenin verdiği kararla 1935 gün tutuklu kalmasının ardından serbest kalmıştı. Yargıtay'da görülen temyiz mahkemesinde bugün karar açıklandı. Yargıtay yerel mahkemenin verdiği 15 yıllık hapis cezasını onadı.

50 BİN TL KEFALETLE SERBEST KALDI

 Adana’da fuhşa zorlayan kocasını öldürmekten 15 yıl hapis cezasına çarptırılan bir çocuk annesi kadın, 50 bin TL’lik kefaletle tahliye edildi.
Adana’da kendisine şiddet uygulayıp, fuhşa zorladığı iddiasıyla kocası Hasan Karabulut’u (33) öldürmekten 15 yıl hapis cezasına çarptırılan Çilem Doğan Karabulut, 50 bin TL’lik kefaletle 'adli kontrol şartı’ ile tutuklu bulunduğu Tarsus Kapalı Kadın Cezaevi'nden tahliye edildi. Cezaevi önünde bekleyen ailesi ve sevenlerine kavuşan Çilem Doğan Karabulut, "Çok mutluyum, bana sürpriz oldu. Gerek basın, gerek heyet ve gerekse kadın avukatlarımız olsun hepsine ayrı ayrı teşekkür ederim. Bugün gerçekten de konuşacak durumda değilim. Ama yine kadınlarımız için mücadele edeceğiz. Kadınlar ölmesin diyeceğiz. Bu haberi bir gün bekliyordum ama o gün bugün değil diye düşünüyordum. Yani bu kapıdan bir gün çıkacağımı düşünüyor ve bekliyordum. Daha sonra yine tekrar görüşeceğiz" ifadelerini kullandı.
Çocuğuna kavuşacağından dolayı çok sevinçli olduğunu belirten genç kadın, “Bütün her şey onun gülüşlerini süslemek için” dedi.

AW781924_03
Karabulut, daha sonra ailesi ve avukatlarıyla birlikte arabaya binerek Adana'daki evine doğru yola çıktı.
8 Temmuz 2015 tarihinde Adana'nın merkez Seyhan ilçesi Yeşilyurt Mahallesi’nde kendisini dövüp, fuhşa sürüklemek istediğini iddia ettiği eşi Hasan Karabulut’u tabancayla vurarak öldüren Çilem Doğan Karabulut, tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Karabulut hakkında ‘yakın akrabayı öldürme’ suçundan Adana 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ‘ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezası’ istemiyle dava açılmıştı. Çilem, 15 yıl hapis cezasına mahkum edilmişti. Çilem Karabulut’un avukatı İsa Ayanoğlu, davanın görüldüğü Adana 10. Ağır Ceza Mahkemesi’ne itirazda bulunarak tahliye talebinde bulunmuş, buna gerekçe olarak da mahkeme başkanının ‘muhalefet şerhi’ ve Yargıtay’ın bozma kararı vermesi halinde Karabulut’un 3-4 yıl boşa hapis yatacağı ihtimalini ortaya koymuştu. Bu talebi yerinde gören mahkeme heyeti, Ayanoğlu’nun başvurusu üzerine Çilem Karabulut için 50 bin TL’lik kefalet belirlemişti. Kararı değerlendiren İsa Ayanoğlu, “Mahkeme doğru bir karar verdi. Bu karar, şiddet gören kadınlar adına önemli bir zaferdir” yorumunu yapmıştı.

TAHLİYESİ HALAY ÇEKİLEREK KUTLANMIŞTI

AW782973_03

SAMSUNLU KADINLARDA ÇİLEM DOĞAN'A DESTEK MEKTUBU

Samsun’da kadınlar, kendisine fuhuş yaptırmak istediğini ve şiddet uyguladığını ileri sürdüğü kocasını tabancayla öldüren Çilem Doğan’a destek olmak amacıyla mektup gönderdi.

AW777594_02
Adana'da kendisine fuhuş yaptırmak istediğini ve şiddet uyguladığını ileri sürdüğü kocasını tabancayla öldüren Çilem Doğan, 15 yıl hapse mahkum olmuştu. Eğitim-Sen Samsun Şubesi kadın üyeleri, PTT Çiftlik Şubesi önünde toplanarak basın açıklaması yaptı. Çilem Doğan’a meşru müdafaa kapsamında beraat kararı verilmesini isteyen üyeler, Doğan'a destek verdiklerini söylediler.
Grup adına basın açıklamasını okuyan Arzu Topaloğlu, “Şiddet gören kadının kendisini savunması öz savunmanın bir parçasıdır. Biz kadınlar bu davaların kadınların erkek şiddetine karşı kendi öz savunmalarını kurdukları meşru müdafaa davaları olarak görmekteyiz. Biz kadınlar, Çilem Doğan’ın meşru müdafaa kapsamında yargılanıp beraat etmesini istiyoruz. Şiddetle karşı karşıya kalan bütün kadınların yanında mücadelemizi büyüteceğimizi bir kere daha yeniliyoruz” dedi.
Kadınlar, basın açıklamasının ardından Çilem Doğan’a yazdıkları destek mektubunu PTT Şubesi'nden Mersin/ Tarsus Kadın Kapalı Cezaevi B Blok 1/7 numaralı koğuşa gönderdiler.

HAYATI KİTAP OLMUŞTU

Türkiye’de son yıllarda şiddete uğrayan kadınların hayat hikayeleri kitap oldu. Adana’da fuhuşa zorlandığı gerekçesiyle eşini öldüren Çilem Doğan’ın da hayat hikayesi kitapta yer aldı. ‘Susma’ kitabının yazarı Nuray Karadeniz, “Ben şiddete uğrayan Çilem Doğan’ı çok cesur ve yürekli buluyorum çünkü Çilem’i aradığımda bana destek verdi. Kitabın içerisinde Çilem’in hikayesi var” diye konuştu. Öte yandan Konya’da bir kadını darp ettiği iddia edilen kişinin ölümüne neden olan Kadir Şeker hakkında konuşan Çilem Doğan, “Kendini feda etmiş gibi görünüyor bana göre” dedi.
Kadına şiddetin simge isimlerinin yaşadıkları bir kitapta buluştu. Adana’da kendisini fuhuşa zorlayan ve şiddet uygulayan eşini öldüren ve ardından 50 bin TL kefaret ile tahliye edilen Çilem Doğan, Hatay’da eski erkek arkadaşı tarafından yüzüne asit benzeri sıvı atılarak sağ gözünü kaybeden Berfin Özek, Antalya’da birlikte yaşadığı adamı, aralarında çıkan tartışma sırasında kendisini boğmaya çalıştığı için öldüren ve ardından tahliye edilen Nurcan Saraç gibi kadına şiddetin simgesi haline gelmiş isimler kitapta yer aldı.
Susma kitabının şiddete uğrayan her insanın içinde kendini bulduğu bir kitap olduğunu ifade eden yazar Nuray Karadeniz, "Susma kitabı aslında keşfedilmiş bir fikir değil. Susma kitabı her gün güne başladığınızda mutlaka eşi tarafından şiddete uğramış bir kadın görüyorsunuz medyada haberlerde bu noktada baktığımda be ne yapabilirim. Nasıl bir yardımım katkım olur diye düşündüğümde böyle bir kitap yapmak istedim. Susma şiddete uğramış ve bu sarmalın içerisinde yaşamını sürdürmüş insanların hikayeleriyle olan hem de akademisyenlerin, hukukçularında olduğu bir kitap” şeklinde konuştu.

"Yıllarca sustuk bugün susmayacağız"
Televizyoncu yazar Nuray Karadeniz konuşmasının devamında “Kitabın aslında en etkileyici bölümleri şiddete maruz kalmış kadınların ve şiddet sonrası çocuklarını kaybetmiş ailelerin hikayeleri var yani etkileyici tarafı o kişinin ağzından yaşadıklarını okuyorsunuz. Çilem de onlardan biri Antalya’da Nurcan var. İstanbul’da Name var ve Hatay’da Berfin var. Ben Çilem ile konuşmaya gittiğimde Çilem bana dedi ki ben susmayacağım yaşadığımı paylaşacağım ki başkaları aynı şeyi yaşamasın. İstanbul’da olan Name dedi ki benim bu kitaba girmemdeki tek kararım ben çok sustum, yıllarca sustum, sesimi çıkartamadım ve bugün susmayacağım çünkü aynı şeyleri başkaları yaşamasın dedi. Hatay’da olan Havva da aynı şeyleri söyledi. Aslında bu kadınların sesiydi. Kadını, erkeği de, akademisyeni de, doktoru, avukatı da herkes konuştu o yüzden kitabın adını Susma koyduk“ diye konuştu.

"Çilem Doğan’ı çok cesur yürekli buluyorum"
Susma kitabının ana karakterlerinden olan şiddete uğrayan Çilem Doğan’ın hayat hikayesinin iki taraflı ele alındığını belirten Yazar Karadeniz, “Ben Çilem’i çok cesur yürekli buluyorum çünkü ben kitaba başlarken Çilem’i aradım. Yani kitabın içerisinde kendi hikayesi var. Çilem’i aradığımda ‘Çilem ben böyle bir proje yapıyorum. Karşı tarafla da görüşeceğim senin bu konuda düşüncen nedir’ dediğimde bana dedi ki ‘eğer birilerine katkısı olacaksa benim yaşadıklarımın görüşmende hiçbir sakınca görmüyorum’ dedi” diye konuştu.

Dava süreci devam ediyor
Adana’da fuhuşa zorladığı gerekçesiyle eşini öldüren, Susma kitabının ana karakterlerinden Çilem Doğan, “Biz henüz ne olduğumuzu bilmiyoruz yani içeri girecek miyiz dışarda mı kalacağız çünkü henüz devam eden bir dava sürecimiz var. Bu süreç devam ederken hiçbir şeyden geri kalmadık. Her türlü kadın mücadelemizi verdik. Nuray hanımın yazdığı kitaba da desteklerimizi verdik. Tekrar tekrar aynı şeyleri yaşayarak hissederek oturduk iki kadın arkadaş gibi muhabbet ederek bu kitaba destek verdik. Nuray hanımdan bu kitap röportajını duyduğumda ilk başta tuhaf oldum ama derin düşününce asıl kitabı çıkartmasının nedenini kitabın ne anlatmak istediğini birazda düşününce olaya mantıklı baktım. Söylemek istediğimiz şu kitapta da belirtmiş kendisi şiddetin asıl ana temeli nerden geliyor şiddet nasıl doğuyor. Şiddet, Aileden çevreden yaşadığı yerden, büyüdüğü yerden dolayı kitap beni çok etkiledi. Bundan dolayı ben de destek vermek istedim. Çünkü yaşadıklarım bilinsin istedim. Normal bir insan neden şiddet uygular veya şiddete maruz kalır. Daha sonra karşı tarafla görüşmek isteyince ben tabi ki normal karşıladım çünkü gidilmesini görülmesini istedim. Nasıl bir yerde büyüdüğünü yani şiddet kendiliğinden olan bir şey değil. Bir insanın şiddet uygulaması, her zaman için söylüyoruz. Kendiliğinden olan bir hastalık gibi düşünmüyoruz. Yaşadığı çevre ve aileyle ilgili olduğunu düşünüyoruz. Biz eşitlikten yana olduğumuz için her iki tarafın da her şeyini hissederek destek vererek kitaptaki röportajımızı da yaptık inşallah okuyucusu bol olur” diye konuştu.

Kadir Şeker kendini feda etti
Konya’da şiddete uğrayan bir kadının hayatını kurtarmak için olaya karışarak gözaltına alınarak yargılama süreci devam eden Kadir Şeker hakkında konuşan Çilem Doğan, “Biz her alanımızda söylüyoruz. Cinsiyet ayrımı yapmadan eşitlikten yana olduğumuz için hani bir kadını kurtarmak için bir erkek şu anda ceza evinde düşünün bir yabancı bir yakını değil, hiçbir şeyi değil. O kadar duyarlı birisi ki o kadar hissetmiş ki çektiği acıları o an için kendini feda etmiş gibi görünüyor bana göre. Çünkü duyarlı bir insan o yüzden salıverilmesi gerekiyor mu tabi ki ilerleyen süreçte göreceğiz. Henüz ne olduğu tam kesin belli değil” diye konuştu.

8 Mart değil her gün kadınlar günü olmalı
Sadece 8 Mart’ın değil her günün kadınlar günü olması gerektiğini belirten Çilem Doğan, “Kadınlar deyince zaten ben bunu kendimde yaşadığım için bizim çok büyük yaramız. 8 Mart kadınlar günü yani her gün kadınlar günü olması gerekiyor. Yine dediğim gibi biz cinsiyetçilikten yana değil sadece eşitlikten yanayız. O yüzünden her günün bizim olmasını isteriz. Sadece 8 Mart’ı dünya kadınlar gününe sığdıramayız" şeklinde konuştu.